19/12/2025
SOLUCAN
Toprağı kazarken karşıma çıkan solucanla saniyede çocukluğuma ışınlanıyorum. Çocukluğumun geçtiği evin bahçesi, yetişkinler toprağı kazıyor, biz çocuklar merak ve heyecanla toprağın altından çıkan solucanları izliyoruz. Bazen toprak bellenirken solucan kürek darbesiyle ikiye bölünüyor. Ölmüyor, her iki parçası da kıvrılmaya devam ediyor. Erkek çocuklar solucanları toplayıp bir kavanoza dolduruyor. Çeşitli deneyler yapacaklar üzerlerinde muhtemelen. O zaman tavuklarımız var. Tavuklar yeni kazılmış toprağa koşuşuyorlar solucanları yemek için. Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum ama tüm bu olanlardan çok etkilendiğimi hatırlıyorum.
En son ne zaman solucan gördüğümü hatırlamaya çalışıyorum, hatırlayamıyorum. İçimde çocuksu bir sevinç var nedense, mutluyum solucan görmekten. Küreği bastırdıkça derinlerden gelen toprak kokusu sarhoş ediyor. Saksı hariç toprakla bu şekilde ne zaman temas kurduğumu hatırlamaya çalışıyorum, hatırlayamıyorum. Toprağı kazmadan önce yaban otlarını yoluyorum. Otları yolarken ortaya taze ot kokusu yayılıyor, evet bu kokuyu da çok iyi hatırlıyorum.
Nicedir toprakla temas etmek istediğimi söyleyip duruyordum, ellerimle toprağa dokunmak istediğimi. Ruhum ve bedenim aç kalmış toprakla temas etmeye ama bunun böyle bir durumda gerçekleşeceğini tahmin etmemiştim hiç. Belki yoga ve inzivaların yapıldığı güzel bir çiftlik, belki Güney Asya'da bir yer...Hayalimdeki ortam çok daha romantik. Kesinlikle baba ocağı değil, hele hele hastalık sebebiyle gelinen baba ocağı hiç değil lakin heyhat! işte burdayım.
Bahçeyi düzenlerken içimi düzenlemeye çalışıyorum bir yandan da. Nasıl hissediyorum? Yaptığım her hamlede hayatla ilgili metaforlar canlanıyor zihnimde. Aynı zamanda zihnimdeki ayrık otlarını da temizliyor olabilir miyim?
Toprağın üzerindeki kuru yapraklar verimli bir kompost oluşturmuş. Solucanlar harıl harıl çalışıyor toprağın altında. Yaşam, ölüm, yaşam döngüsünü düşünüyorum. Yeniden doğmak için ölüyor her şey. Geçiciliğin kaçınılmaz sonu ölüm. Hatırlıyorum, doğmuş olan ölecektir...
Peki ölmeden kaç kez ölmem gerekiyor? Yas tutmanın bir sonu var mı?
Devamı yorumlarda