19/12/2024
“Bu çocuklar şefkatle büyüyorlar ama hayat öyle bir yer değil.”
“Çocuğa sürekli sevgi göstererek onu hayatın zorluklarına nasıl alıştıracaksın?”
Birçok ebeveyn çocuklarını hayatın zorluklarına alıştırmak gerektiğine inanıp, onlara bu “soğuk ve acımasız dünya” felsefesini aşılarlar (sevgi göstermezler, ceza verirler..)
Ama hayat gerçekten de o kadar zorsa, her halükarda deneyimleyeceğimizden daha fazla azara, utanca ve kayba ihtiyacımız var mı?
İnsanları dünyanın tehlikelerine hazırlamak için onları katılaştırmak-sürekli olarak soğuk ve acımasız dünya mesajı alan oğlanlar ve erkekler arasında bir salgın gibi artan şiddet seviyesinden anlayabileceğiniz gibi- işe yaramamıştır.
Illinois ve Washington Üniversitelerinde 119 aile üzerinde yapılan araştırmaya göre (çocuklar 4 yaşlarından ergenlik çağına kadar izlenmiş) ebeveyenler iki gruba ayrılıyor: Duygu alemine dair rehberlikte bulunanlar ve bulunmayanlar
Sonucunda; Çocukların duygularına önem veren ve ilgi gösteren ebeveynler(duygu koçu ebeveynler) tıpkı sporcuların antrenörleri ve koçları gibi, çocuklara yaşamın iniş çıkışları ile baş etme stratejilerini öğretmişlerdir. Ayrıca duygusal olarak diğer çocuklardan çok daha dayanıklı ve akademik olarak da daha başarılı oldukları saptanmış.
Bir çok araştırmaya göre de; çocukları risklerden korumanın yolu onlarla daha güçlü duygusal bağlar kurmaktan, böylece daha yüksek seviyeden duygusal zeka geliştirmelerini sağlamaktan geçiyor.
Çocukları “acımasız” dünyaya alıştırmanın yolu, onları “acımasız olmaya” alıştırmak değildir, esas ihtiyaçları olan güvende hissetmeleri ve özgüvenli olmalarını sağlamaktır. Bu da onları sevgiyle büyüterek ve onlara becerilerini zorlayacak görevler vererek mümkündür.
Kaynak: Duygusal Zekası Yüksek Çocuklar Yetiştirmek, John Gottman; Oyuncu Ebeveynlik, Lawrence J. Cohen