18/05/2026
19 Mayıs…
Bir milletin küllerinden yeniden doğduğu günün adıdır.
Karadeniz’in dalgalarına yaslanan o sabah, Samsun ufkunda yalnız bir vapur görünmedi;
bir milletin makûs talihini değiştirecek irade göründü.
Bandırma Vapuru’nun yorgun güvertesinde, işgal altındaki bir vatanın sessiz çığlığı vardı.
Toprak suskundu, sokaklar öksüzdü.
Fakat bir çift mavi göz, karanlığın içinden geleceğe bakıyordu.
Çünkü biliyordu:
Bir milletin kaderi, umudunu kaybettiği anda değil; yeniden ayağa kalkmaya karar verdiği anda yazılırdı.
19 Mayıs, yalnızca bir tarih değildir.
O gün; bağımsızlığın ilk nefesi, hürriyetin ilk adımı, gençliğe emanet edilen bir sonsuzluk yeminiydi.
Mustafa Kemal Atatürk, o kutlu yürüyüşü başlatırken aslında Türk gençliğinin yüreğine bir meşale bıraktı.
O meşale bugün hâlâ yanıyor;
bir öğrencinin hayalinde,
bir askerin nöbetinde,
bir annenin duasında,
bir bayrağın göğe yükselişinde…
Ey gençlik!
Sen yalnız bugünün değil, yarının da vicdanısın.
Damarlarında dolaşan kan; Malazgirt’in cesaretini, Çanakkale’nin direnişini, Sakarya’nın inancını taşır.
Unutma ki bu vatan, toprağa düşenlerin sessiz duası üzerine kurulmuştur.
Ve her 19 Mayıs’ta rüzgâr, Samsun kıyılarından aynı sözü fısıldar:
“Ya istiklal, ya ebedî esaret!”
Bugün gökyüzünde dalgalanan al bayrağa bakarken,
yalnızca bir ülkenin değil; bir milletin yeniden dirilişini görürüz.
Çünkü 19 Mayıs, tarihin kalbine vurulmuş özgürlük mührüdür.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyor;
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı gururla, coşkuyla ve yürekten kutluyoruz.
Ne mutlu, bağımsızlığına sevdalı bir milletin evladı olana…
Ne mutlu Türk’üm diyene!