07/09/2026
Çocuklar nasihatle değil, yaşantıyla öğrenir. Bir yetişkin saatlerce sabrı, nezaketi ya da sevgiyi anlatsa da çocuğun zihnine kazınan tek şey, o evin içinde soluduğu havadır.
Anne babanın birbiriyle konuşurken seçtiği ton, trafikte gösterdiği tepki veya kapı çaldığında takındığı tavır, çocuğun hayata karşı geliştirdiği en temel pusuladır.
Maria Montessori’nin de vurguladığı gibi, çocuk kulağına fısıldanan sözleri değil; o çatının altında gözlemlediği, her gün soluduğu davranışı kendi karakteri yapar.
Kelimeler geçicidir; evin iklimi ise bir ömür çocuğun benliğinde yankılanır.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Çocuğunuzda ya da bir yakınınızda "Bunu kesin benden kaptı" dediğiniz ilk davranış neydi?
Kendi çocukluğunuza döndüğünüzde; anne babanızın sözlerini mi, yoksa farkında olmadan sergilediği tutumları mı miras aldınız?
Sizce çocuklar kulaklarıyla mı büyür, gözleriyle mi?
Düşüncelerinizi ve gözlemlerinizi yorumlarda paylaşın.