04/05/2015
Birisi gelip 1900m yüzeceksin, peşine 90km aralıksız pedal çevireceksin, ardından 21.1 km koşacaksın dese ne derdiniz?
-Yaw deli misin?
- Hiç aklınız yok mu sizin?
- Onlar insan değil!
- Hepsi bir günde mi?
Bana hazır değilsin o yarış senden çıkmaz dediler ben de çıkmazsa çıkmasın, patladığım yerde bırakırım ama nerede tükeneceğimi görmek istiyorum dedim. Aynen tahmin ettiğim gibi koşuda patladım ama azmettim ve yarışı bırakmadım 6 saat 24 dk gibi bir sürede ilk half-ironman mesafemi tamamladım.
Yol bisikleti ve yarış tecrübesi olmayan benim gibi bir bisiklet sevdalısı için yepyeni bir perdedir triatlon. Mağazayı açtıktan sonra otura otura kilo aldım. İki dizimdeki menisküs yırtığı, aşırı kilo ile birleşince maalesef beni koşturmuyordu. Madem öyle yüzmeye yazılayım, biraz kilo verdikten sonra da koşu antrenmanlarıma geri döneyim dedim. Nitekim 1.5 ayda 7 kilo verdim ve koşu antrenmanlarıma başladım. Koşuyorum, bisiklete biniyorum, yüzmeyi de ekledim öyleyse ben triatlon koşayım diyerek bu dalı hayatıma ekledim. Bir ay gibi bir zaman diliminde ciddi antrenman yaptım ve ilk olarak Nisan 12'de Taşucu Olimpik Triatlon yarışına katıldım. 1500m yüzme, 40km bisiklet ve 10km koşudan oluşan olimpik mesafeyi 3.30'da tamamlama hedefi ile yarışa girdim. Şiddetli Poyraza karşı savaş verdiğimiz yarışta beklenmedik bir derece ile 3.10'da tamamlayarak 2. oldum. Bu gazla ben half da bitiririm bence dedim. Hazır değilsin Kevser sakatlanırsın girme dediler. Hali hazırdaki sakatlıklarımı da göz önüne alarak tamam zorlandığım yerde bırakıcam dedim. Ama yarış psikolojisi naısl bir şeyse insana bir güç geliyor ve devam ediyorsunuz.
Daha önce aralıksız hiç bu kadar yüzmemişken, bisiklete binmemişken ve hiç bu kadar mesafeyi koşmamışken hepsini bir arada yapabilirsem zaten benim için mucizeydi. 1900m yüzmeyi zikzaklar çizerek 2096m ve 44:25'te, 90km bisiklet etabını 2:57:46'da, 21.1km koşu etabını da 2:31:36 ile toplam yarışı 6:24:57'de tamamladım. Hedefim 6.30'du o yüzden kendi adıma başarılı bir yarış olduğunu söyleyebilirim.
Triatlon tabi ki dünyanın en zor spor dalları arasında yer alıyor. Tek bir branşta iyi olmanız asla yeterli olmuyor. 3 dalda da iyi olmak zorundasınız. Bunun için de ciddi antrenman gerektiriyor. İş yerinde 4 kişilik iş yaptığım ve tek çalıştığım da düşünülecek olursa bu kadar yoğunlukta haftada 14 saat antrenman yapabilmek ciddi fedakarlıklar gerektiriyor.
Peki ben bunu neden yapıyorum? Deli miyim? Her gün 6'da kalk antrenmana git, işe gel yoğun çalış, akşam eve pert git. Tabi ki hayattan zevk alabilmek için. İş-ev döngüsünde kaybolmamak için. Salgılanan adrenalin, endorfin, seratonin gibi hormonlar yüzünden kendimi daha iyi hissettiğim ve daha mutlu olduğum için.
Görüldüğü üzere bende triatlet vücudu yok. Halter veya güreş branşlarını seçsem daha başarılı olabilirdim belki. Senden triatlet olmaz diyenlere benden her şey olur yeter ki ben isteyim diyebilmek için, sınırların bedende değil aslında beyinde olduğunu göstermek için, kısa sürede istenirse her şeyin yapılabileceğini ispatlamak ve hayattan zevk alabilmek için ben bu işi yaparım dedim ve yaptım. Amacım kimseye meydan okumak değil. Koyduğum hedeflere ulaşmak ve bununla mutlu olmayı bilmek. Esprisine samimi arkadaşlara seni geçecaaaağm seni de geçecaaaağm diyor ve bundan çok zevk alıyorum.
Henüz iki yarış koşabilmiş 2 aylık taze triatletim. Bu branşın şimdiye kadar yaptığım tüm spor dallarının içinde en keyiflisi olduğunu söyleyebilirim. Ne kadar zor o kadar zevkli. Triatlon camiasında sayımız oldukça az. Mağazamıza gelen özellikle gençleri bu spor dalına yönlendirmeye çalışıyor, kadınlara yeterince gaz veriyorum. İnşallah sayımız artar ve daha keyifli daha organize şekilde yarışlarımız devam eder. Yarışa katılma cesaretini ve bitirme azmini gösteren tüm kadın sporcularımızı başta olmak üzere tüm yarışmacıları tebrik ediyorum.
Antrenmanlar boyunca bana destek olan aileme, antrenörüm Burak Korel'e, Mustafa Yıldırım'a ve tüm antrenman arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Herkese kazasız, belasız, bol sporlu, sağlıklı bir yaşam diliyorum efendim.
Sevgilerimle KevSerSeri
(Fotoğraflar için Uğur Aydınlı'ya özel teşekkürlerimi iletirim.)